Yine düştü yalnızlık gök yüzünden düşe düşe ayağımın dibine. Kamaşan gözlerim güzelliğinden değil sızan gözyaşlarımın etkisindenmiş. Derinden bir yerlerden bir çığlık gibi sesiz sedasızdı hayatımdaki her şeyin anlamsızlaşması. İçimi bile uzun zaman sonra döküyorum. bir kaç denemede elde edemediğim rahatlamayı uzun zaman sonra yaşamanın getirdiği rahatlıkla ve içimden geldiği gibi yazıyorum. Her zaman yaptığım gibi. Öyle ya hep içimden geldiği gibi yaptım kimi zaman içimden gelmeden yaptıklarımın oluşturduğu samimiyetsizlik sonrası bir alışkanlık haline geldi bu. Mutlu olmak için kimseyi üzmedim ve üzüldüğümde başkalarının da üzülmesini beklemedim. Sadece anlaşılmaktı istediğim.
Aşkın binlerce tanımı vardır ve ben bunu milyonlarca kez söyleyebilirim. Her dönemde farklılaşan fikirlerim gözlerimdeki menzil değişimi ve tanıdığım yeni insanlar. aklımdan o kadar çok şey geçiyor ki hiç birini bir ipliğe dizip sergileyemiyorum. Bir ipliğe dizildiğinde ortaya çıkan şeyin beklediğim kadar güzel olmayacağını hissettiğim için mi yoksa bunun için gücümün kalmamasından mı bilinmez daha az sevmeye başladım insanları.
Hayatı farklı gözlerle görmeye başladım. İnsanların iki yüzlü bencil olmaları sevmeye olan ilgimi sevilmeye doğru itmeye başladı. Çünkü ben herkesi seviyordum ama beni seven az kişi vardı ki bunda benimde oldukça payım vardı. Yazdıklarımı okudukça vazgeçiyorum yazmaktan ve vazgeçtikçe hayatın daha bir çekilmez olduğunu kendimle olan ilişkimin daha bir bozulduğunu düşünmeye başlıyorum.
beğenilme kaygılarımı bir kenara atıp kelime yanlışlarını düzeltmeden yayınlıyorum zira buraya zaten bir tek ben giriyorum.
18 Aralık 2013 Çarşamba
3 Eylül 2013 Salı
Kendin bilmek...
Öyle bir canlıyız ki ne canlı ne cansız. Hayatın girdabında dengede kalmaya çalışıyoruz. Dengede kalamayan ayakta da kalamıyor haliyle. Kopup gidiyor bilinmezlere. Biraz deli olmak lazım aklımızı kullanmaya çalıştığımız zamanların arta kalanında. Bazen akıllı rolünü bir kenara atıp neysek o olmalıyız. Biraz akıllı, çokça cahili, azca entel, belki çok bilmiş belkide kendini beğenmiş. Herhangi biri olabiliriz ve olmalıyız da. Zira hiç kimse göründüğü kadar akıllı ve göründüğü kadar güçlü değil. Kendimiz olmaktan korktukça, kendimizi bize anlatanlara inanmayacak, kendimizi tanımadan bu diyarlardan gideceğiz.
"İlim ilim bilmektir,
"İlim ilim bilmektir,
İlim kendin bilmektir,
Sen kendin bilmez isen,
Bu nice okumaktır,"demiş Yunus Emre.
Kendimizi bilmeli, insanları eleştirirken eleştiriyi önce kendimize yapmalıyız değil mi. Öyledir elbet, öyle yapmak lazım. Bir çok öğretide bu durum anlatılır ve haksız eleştiri yapılmaması gerektiğinden dem vurulur.
Kötü olan her şey neden bu kadar çekicidir. Haramlar ya da yasaklar neden bu kadar albenilidir.
18 Haziran 2013 Salı
Dimi?
Bu gece sana bir şeyler yazmak istedim,
Yazdım yazdım sildim hep,
Ne diyeceğimi bilemedim,
Seni çok seviyorum desem,
O kadar az kalıyor ki sevgimin büyüklüğünün yanında,
Bir şey demeye gerek yok diyorum,
Davranışlarımla gösteriyorum zaten falan diyorum,
Duruyorum,
Düşünüyorum,
Gerçekten öyle mi?
Gerçekten gösterebiliyo muyum?
Her an arayıp endişelenmem,
Bir şeyler için çabal....
Yeter,
Yeter sus,
Neyi ne kadar yaptığın değil ki her şey,
Her şey kuralına uygun ve yeterince olabilir,
Ama,
Eğer yorgunluğunu alamıyorsa bir aşık aşık olduğunun,
Moralini yerine getiremiyorsa,
Unutturamıyorsa aklındaki karışıklıkları,
Ne önemi var ki,
Hayallerin, hayal edilenlerin zamanı varsa,
O zamana kadar hiç bir şey yapmamak aptallıksa,
Senin yaptığın en büyük aptallık diyorum kendime,
Ama nafile,
Yapamıyorum yaa,
Olmuyor,
Çıkmıyor kelimeler,
İçimden birisi fısıldıyor,
Seviyorum...
Bunun için doktor raporuna ihtiyaç yok,
Seviyorum ve biliyorum,
Bunları yapamasam da,
Hissediyosun,
Hissediyosun dimi?
Yazdım yazdım sildim hep,
Ne diyeceğimi bilemedim,
Seni çok seviyorum desem,
O kadar az kalıyor ki sevgimin büyüklüğünün yanında,
Bir şey demeye gerek yok diyorum,
Davranışlarımla gösteriyorum zaten falan diyorum,
Duruyorum,
Düşünüyorum,
Gerçekten öyle mi?
Gerçekten gösterebiliyo muyum?
Her an arayıp endişelenmem,
Bir şeyler için çabal....
Yeter,
Yeter sus,
Neyi ne kadar yaptığın değil ki her şey,
Her şey kuralına uygun ve yeterince olabilir,
Ama,
Eğer yorgunluğunu alamıyorsa bir aşık aşık olduğunun,
Moralini yerine getiremiyorsa,
Unutturamıyorsa aklındaki karışıklıkları,
Ne önemi var ki,
Hayallerin, hayal edilenlerin zamanı varsa,
O zamana kadar hiç bir şey yapmamak aptallıksa,
Senin yaptığın en büyük aptallık diyorum kendime,
Ama nafile,
Yapamıyorum yaa,
Olmuyor,
Çıkmıyor kelimeler,
İçimden birisi fısıldıyor,
Seviyorum...
Bunun için doktor raporuna ihtiyaç yok,
Seviyorum ve biliyorum,
Bunları yapamasam da,
Hissediyosun,
Hissediyosun dimi?
27 Mayıs 2013 Pazartesi
Sen karar ver
Susmam gerekiyordu,
Neden diye sorgulamaya bayılırım,
O yüzden sorguladım her şeyi,
Çünkü öğrendiğim bir şey vardı eski zamanlardan,
Bir sorunun çözümü ancak ve ancak,
Nedenini biliyorsan mümkündü,
Sorguladım deli gibi,
Ne sorguluyorsun be hırbo,
Yeri ve zamanı mı ki,
Hem kim oluyorsun sen?
Haddine mi,
Değildi tabi,
Değdi mi peki?
Üzmeye üzülmeye?
Yazık değil mi bunu okuyanlara,
Yazık değil mi benim gibi birine katlanmalarına,
Elbette yazık,
Ama en çok bana...
Neden diye sorgulamaya bayılırım,
O yüzden sorguladım her şeyi,
Çünkü öğrendiğim bir şey vardı eski zamanlardan,
Bir sorunun çözümü ancak ve ancak,
Nedenini biliyorsan mümkündü,
Sorguladım deli gibi,
Ne sorguluyorsun be hırbo,
Yeri ve zamanı mı ki,
Hem kim oluyorsun sen?
Haddine mi,
Değildi tabi,
Değdi mi peki?
Üzmeye üzülmeye?
Yazık değil mi bunu okuyanlara,
Yazık değil mi benim gibi birine katlanmalarına,
Elbette yazık,
Ama en çok bana...
Bir bilen olmalı
Sadece üzülme istedim,
Sesin çatallaşırken,
İnandıramadım sana biliyorum,
İnanmana ihtiyacım var sanıyorsan,
Bil ki buna ihtiyacım yok,
İhtiyacım olan tek şey,
Boş ver,
Anlaman lazımdı şimdiye kadar,
Ne biliyim artık böyle...
Sesin çatallaşırken,
İnandıramadım sana biliyorum,
İnanmana ihtiyacım var sanıyorsan,
Bil ki buna ihtiyacım yok,
İhtiyacım olan tek şey,
Boş ver,
Anlaman lazımdı şimdiye kadar,
Ne biliyim artık böyle...
Nafile...
Ne yetebiliyorum nede yetişebiliyorum kaçmakta olan trenlere. Sensiz olamam dedim her an her gün her dakika. Olamam biliyorum. Olmamda. Onuda biliyorum sorma nereden biliyorsun diye, çünkü anlatamıyorum sana. Anlatamıyorum dilim peltek olduğundan mı yoksa her şeyi içinde yaşayan bana çok geldiğinden mi bilinmez. Gözlerimi kapatıp uyuduğum zamanlarda gördüğüm kabuslar hatırıma geliyo böyle sinir bozucu zamanlarda. Ve hak veriyorum, hak vermediğim zamanların anısına.
Görmemek dokunamamak çok koysa da bana. Elimden bir şey gelmiyo. Elimden bu kadarı geliyo ne yapayım. Bazen kabullenmek lazım, en azından bazen..
En kötüsü ne biliyo musun. Anlaşılamamak. Evet doğrusu bu , anlamak, anlaşılamamak ya da her ikisi de.
Karanlıktan bir çığlık koptu,
Ne kadar aydınlığa baksam da,
Bir tarafım karanlık,
Haliyle bir korku sardı her yanımı,
Gözlerini getirmeye çalıştım hayalime,
Ama nafile,
Nafile günler yaşıyorum bu aralar,
Ellerim ceplerimde,
Dünya bile nafile...
Görmemek dokunamamak çok koysa da bana. Elimden bir şey gelmiyo. Elimden bu kadarı geliyo ne yapayım. Bazen kabullenmek lazım, en azından bazen..
En kötüsü ne biliyo musun. Anlaşılamamak. Evet doğrusu bu , anlamak, anlaşılamamak ya da her ikisi de.
Karanlıktan bir çığlık koptu,
Ne kadar aydınlığa baksam da,
Bir tarafım karanlık,
Haliyle bir korku sardı her yanımı,
Gözlerini getirmeye çalıştım hayalime,
Ama nafile,
Nafile günler yaşıyorum bu aralar,
Ellerim ceplerimde,
Dünya bile nafile...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)