24 Eylül 2011 Cumartesi

Ne oluyoruz...

Karanlıklardayım sensiz geçen günlerimde,
Tek bir ışık yok içimdeki umudu yeşertecek,
Karanlıklardayım çevremden bi haber,
Cevapları olmayan sorular içimde,
Konuşmak gelmiyor içimden,
En kötü anlarımda,
Belki sevmek sadece,
Belki bağlanmak,
Sus pus olmak istiyorum,
Karanlık bir gecede,
Sadece gözlerin olmalı,
Karanlığın içinde,
İçimi ısıtan gülüşün...

18 Eylül 2011 Pazar

SEVilMEK

Yaşanmışlıklar insanı eziyor ağırlığının altında. İşler ciddiye binince ne kadarda korkutuyor insanı olacaklar. Sevmek, sevilmek için mi isteniyor yalnızlık iliklerimize kadar kendini hissettirdiği zamanlarda. Can çekişen bir balık gibi ne yapacağını bilmez bir şekilde çırpınırken, dünyada hiç bir şeyin anlamı kalmadığı zamanlarda, belkide en çok o zamanlarda bir anlam istiyoruz yaşananlara. Sevmeyi ve sevilmeyi güzel hisler yaşamak ve bir özlemi gidermek için mi istiyoruz?

Bir acizlik belirtisi olduğunda duygularını açıkça ifade etmek... Sevgi sözcükleri anlamını yitirdiğinde... söylenen hiç bir sözün değeri kalmadığında... kurumuş bir ağaç gibi yaşamın bitmesini beklerken... bir umut... yalnızlığı bitirecek bir umut... işte o umut kadar olması istenilen bir ihtiyaç mıdır sevmek... yalnızlığının içinden çekip çıkartmasını istemek midir sevilmek...

Alevler içerisindeki bir su damlacığı gibi korkmuş ve yalnızken,
Ağaçların bulutlar üzerinde yetişmesi kadar imkansızken,
Acıdan gözlerin takılı kalması gibi amaçsızken,
Karınca kadar küçük ve bir fil kadar ağırken,
Sevilmek ne kadar güzel...

15 Eylül 2011 Perşembe

Olabilir

Yazdıklarımın çoğu taslaklaşmaya başladı artık, söylediklerimden utanmaya mı başladım? yoksa söylediklerimin yetersiz olduğunu mu düşünüyorum? Söyleyecek sözüm mü kalmadı acaba yoksa değersizlik tüm bedenimi sardıktandan sonra kalbime de mi ulaştı? İnsanları kendilerini anlattıklarında anlamak zor oluyo bazen. Anlatmaktan korkan, çekinen oluyor bazen, bazende anlayamadığım nedenlerden dolayı anlatmak istemeyenler. Belkide anlatmak herkes için öyle yapılası bir aktivite değil. Dedim ya anlayamıyorum.

10 Eylül 2011 Cumartesi

Bu mudur?

İnsan bazen içindekilere hakim olamıyor. "Ben hayatta yapmam" dediği ya da "bana öyle şeyler olmaz" dediği şeyleri yaptığında bir tokat yemişçesine afallıyor. Kendine yediremiyor en basiti. bir çocuk gibi düşüyoruz bizde yanlış gördüğümüz yanlışlara. Fark ettiğimizde geç oluyor ve bir şey yapamamak daha bir kötü hissettiriyor insana. Kimi zamansa yanlış yaptığımızda, yanlıştan dönebilecek vaktimiz oluyor ama gücümüz olmuyor. İşte böyle zamanlarda yanlışın çıkarla olan ilişkisi daha bir üzüyor insanı. Yapılan yanlışın sonucunda bir çıkarımız varsa biraz daha inisiyatifli oluyoruz. Halbuki yaptığımız tek şey kendimizi kandırmak. Her an erdemli ya da savunduğumuz ilkelerimize bağlı olamayabiliriz. Ne zaman ki kendimizi yargılayabildik işte o zaman düşülen yanlışlığın bir daha tekrarını engelleriz belki. Belkide tekrar aynı yanlışa düşsek bile dönmek için daha güçlü nedenlerimiz olacaktır. Düşünüldüğünde her şey ne kadar da günlük gülistanlık, oysa bunları düşünmüş, tartışmış hatta yaşamış bile olsak yinede aynı yanlışı tekrarlayabilir bir insan.
En çok yapılan yanlış aşkta mı oluyor acaba? İnsanlar duygularına yenik düşüp, kuru bir dal gibi savrulmaktan sevk mi alıyorlar? Kimilerine göre aşk'ta sevgide zamanla bitiyor. O halde zamanla biteceği bilindiği için insan aşık olmaya daha bir meyilli. Bense biteceğini düşünmüyorum. Aşk bitmez belki ama yaşantının zorluklarıyla çekilmez bir hal alabilir ve daha fazla zarar görmemek için ilişkiler bitirilebilir.
Peki insanlar sevdikleri kişilerin hayatını neden yaşanmaz kılarlar? Sahip olmak istediklerini en sevdiklerini kırarak almak ne kadar mutlu edebilir ki bir insanı? İnsanları bir birine bağlayan özellikler vardır. Gülüşünden hoşlanırsınız, çok güzeldir, sohbeti güzeldir, ne olduğunu bilmezsiniz ama bağlanmışsınızdır, haz duyuyorsunuzdur, bakışları sizi etkiliyordur, sosyal biridir, size çok fazla şey katıyordur vs. vs. hangisi olursa olsun eğer onu seviyor, onunla mutluysanız ve onun için her şeyi yapıyorsanız yani sonuç değişmiyorsa neden hoşlandıklarınız sorun yaratsın ki?
"Yüzüm çok güzel diye beni seviyorsun, çirkin olsam yüzüme bile bakmazdın?" gibi sorular geliyor aklıma mesela. Ya da "Sürekli geziyoruz eğleniyoruz diye seviyorsun beni kötü zamanlarımız olduğunda ne olacak?" Bu soruların her biri için uzatabiliriz. Sonuç olarak bence bu sorular soran kişinin acizliğinin belirtisi. Çünkü bir insan her ne sebepten olursa olsun birini seviyorsa ve bu sebep ortadan kaldığında da sevecekse bunu karşındaki kişi sayesinde yapabilir. Bunun adı sadakat, minnet falan olamaz. İki kişiyi bir arada tutan bir birlerinde hoşlandıkları bir şeydir ve eğer bir arada tutmamaya başladıysa, bu zıt bir özellikten dolayı bir arada tutan özelliğin etkisinin azalması da olabilir, bir arada tutan özelliklerinin kaybolmuş olmasıda olabilir.
Eğer insanlar sevdiklerini kaybetmek istemiyorlarsa bir şeyler yapmak zorundadır. Böyle durumlarda istekler karşılıklıdır ve bu istekler zorlanılarakta olsa karşı tarafın mutluluğu için yapılmalıdır. Ancak buradaki sınır yapacak kişinin sınırlarıyla sınırlıdır. Böyle durumlar da bir ilişkide olması gereken en önemli özellik olan saygı göstermek gerekir.