2 Ekim 2011 Pazar

Ne diyodum?

Sonuçlar vardı tek kişiyi ilgilendiren. Belki biraz üzücüydü. Sevindirici tarafıysa bir şeylerin sonucunun belli olmasıydı o kadar. Gerek yoktu başka söze söylenecekler söylenmiş. Anlayış saklandığı yerden gelmişti fark ettirmeden.

-Anlayış Allasen ne işin var, zamanında yoktun ve şuan hiç zamanı değil,
-...
-Madem geldin hoş geldin. Gelene git diyecek değiliz ya,
-...

Her şeyin bir nedeni ve her yaşanmışlığın bir amacı mı vardı yoksa her şey bana karşımıydı şu yalan dünyada? İnsanlara zararı dokunmayan bir insandım kendimi kendime sorduğumda aldığım cevaplarda. Cevaplar almak için sorulan sorulardan da değildi ve bu sorunun cevabını öğrenmek için sorulmadığından doğruluğu yüksekti kendime göre. İnsan kendini tanıyamıyormuş arkadaş, neler yapabileceğini kestirmek kolay belki ama kestiremedikleri çok ağır hasar veriyormuş.

Ama her kestiremediği yaptıkları artık kestirilebilecek bir davranış olarak kaydediliyor hafızaya ve istenmeyen davranışlar azalıyor insan büyüdükçe ve yaşlandıkça.

Büyümek ve yaşlanmak aynı şey değil dediğimde herkes bir ağızdan "eveett" "tabbiii" der muhtemelen. Felsefe yaptığını düşünen her insan (şekil 1a) böyle içerisine mana yüklediği kelimeleri cümle içinde kullanır sonrada açıklamasını yapar insanları şaşırtmak için.

Her yaşlanan insan büyümüyor dostlar, kimileri küçülüyor. Bir insan büyüdüğünde içi içine sığmıyor taşıyor dünyalık bedeninden. Bizse onlara aNORMAL diyoruz kendimizi normal olarak kabul edip. Madem aNORMAL olacağız neden büyümek istiyoruz sorusunun cevabı ise "felsefe yapmayı seviyoruz"'dur sanırım.

Canım çok sıkkın dostlar içimdekileri yazmak için girdim ve saçma sapan konulara daldım kusuruma bakmayın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder